Beddua

Paylaş
 

Beddua Nedir ?

 

Dua ile her zaman hayır istenmez, bazen de şer istenir. Buna beddua denir. Gelişigüzel beddua etmek yanlıştır.

 “İnsan, hayra dua eder gibi, şerre de dua eder (hayrı ister gibi şerri de ister.) İnsan pek acelecidir.” (İsra, 17/11)

Şeklindeki ayet insanları bedduaya karşı uyarmaktadır. Yine aynı şekilde;

Senden azabı acele bekliyorlar.” (Ankebut, 29/53-54),

Senden, iyilikten önce kötülüğü acele istiyorlar.” (Ra’d, 13/6)

“(Mekke muşrikleri); hani, ‘Allâh’ım! Eğer bu (Kur’an), senin yanından gelmiş gerçekse başımıza gökten taş yağdır, yahut bize acı bir azap getir!’ demişlerdi.” (Enfal, 8/32)

Gibi ayetler ile insanın beddua etmede aceleci olduğu vurgulanmaktadır. Bazı durumlarda ise beddua edilmesi yasaklanmaktadır.

Sizden biri başına gelen bir sıkıntıdan dolayı ölümü temenni etmesin.” (İbn Hıbban, Ed’ıey, No. 968; Buhari, De’avat, 29)

Kendinize beddua etmeyin, çocuklarınıza beddua etmeyin, mallarınız için de beddua etmeyin.” (Muslim, Zuhd, 74)

Allah, ana-babasına lanet edene / beddua edene lanet eder” (Muslim, Edahi, 43)

Sadık mü’mine lanetçi olmak yakışmaz.” (Müslim, Birr, 84)

Lanetçiler, kıyamet gününde şefaatçi ve tanık olamayacaklardır.” (Müslim, Birr, 84)

Yukarıdaki hadisler insanları bedduaya karşı uyarmaktadır. Demek ki Müslümanlar başı sıkıştığında hemen bedduaya sarılmamalı, hatta annesi, babası ve kendisine hiç beddua etmemelidir.

Beddua Örnekleri

Bazı durumlarda ise beddua edilebilir. Hazreti Nuh (as) ısrarla hak dine davet ettiği, ancak bir türlü imana yanaştıramadığı halkına şu şekilde beddua etmiştir:

“(Rabbim!) Onlar, çok kimseyi yoldan çıkardılar. Sen de o zâlimlere şaşkınlıktan başka bir şey arttırma.” (Nûh, 71/24)

Nûh, dedi ki: Rabbim! Yeryüzünde kâfirlerden tek kişi bırakma. Çünkü sen onları bırakırsan, kullarını şaşırtırlar ve sadece ahlâksız, nankör (insanlar) doğururlar.” (Nûh, 71/26–27)

Fakat burada hazreti Nuh aleyhisselamın peygamber olduğu ve halkının artık imana gelmeyeceğine dair kesin kanaati olduğu göz önüne alınmalıdır.

Peygamberimiz (sas) mümkün olduğu kadar beddua yolunu tercih etmemeye çalışmıştır. “Ey Allah’ın elçisi! Müşriklere beddua et” denildiğinde, “Ben lanetçi olarak gönderilmedim, rahmet olarak gönderildim”buyurmuştur. (Muslim, Birr, 87) Uhut savaşında yuzu yaralandığında “Allah’ım! Kavmimi bağışla, çünkü onlar, bilmiyorlar” diye dua etmiştir.

Bununla birlikte Peygamberimizin (sas) beddua ettiği zamanlar da olmuştur. Müslümanların varlığını ortadan kaldırmak için Medine’ye saldıran Mekke müşriklerine Uhut savaşında şöyle beddua etmiştir:

Allah’ım! Peygamberlerini yalanlayan ve insanları Senin yolundan alıkoyan şu kâfirleri helâk et, onlara rezillik ve azap ver. (Sen) gerçek ilahsın Allah’ım!” (Hakim, De’avat, No:1868)

Hendek savaşı esnasında müşriklere şöyle beddua etmiştir:

Ey kitabı indiren, hesabı süratli olan, güçlü toplulukları helâk edebilen Allah’ım! Müşriklerin kökünü kes ve onları darmadağın et.” (Buhari, De’avat, 58; Muslim, Cihad, 20–21)

“(Muşrikler) bizi orta (fazîletli) namazdan (yani) ikindi namazından alıkoydular. Allah, onların evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun.” (Muslim, Mesacid, 205; bk. Buhari, Cihad, 98)

Hangi Durumlarda Beddua edilebilir ?

Hazreti Allah, mu’minlere kin tutan münafıklar için “De ki: Kininizle ölünüz” (Al-i İmran, 3/119) diye beddua edilmesine müsaade etmiştir.

Allah, kendisine haksızlık edilen dışında (hiç kimse tarafından) açıkça kötü söz söylenmesini sevmez.” (Nisa, 4/148) anlamındaki ayet, beddua ile ilgili bir kriterdir. Peygamberimizin (sas)

Zalime beddua eden kimseye Allah yardım eder” (İbn Ebi Şeybe, Dua, 68, No: 29567) şeklindeki hadisi zulme uğrayan kişinin beddua etmesine ruhsat vermektedir.

Zarar veren ve zulmeden insana beddua edilebileceği gibi zarar veren başka bir canlıya da onun zararından korunmak için beddua edilebilir. Sahabeden Enes b. Malik’in rivayet ettiğine göre Peygamberimiz (s.a.s.), Medine’yi istila eden çekirge sürüsüne karşı şu şekilde beddua etmiştir:

Allah’ım! Çekirgeleri helâk et, büyüklerini öldür, küçüklerini yok et, yumurtalarını işe yaramaz hâle getir, köklerini kes, ağızlarından ekinlerimizi, ürünlerimizi ve rızıklarımızı al, Sen duaları işitensin.” (Ebu Ya’la, Zikir ve Dua, 1127)

Peygamberimiz (s.a.s.)’in, görevlerini ihmal eden veya hatalı davranan Müslümanlara beddua ettiği olmuştur. Mesela anne babasının hizmetinde bulunmayan kimse için şöyle beddua etmiştir. Peygamberimiz (s.a.s.) bir gün;

Burnu yerde sürtünsün, burnu yerde sürtünsün, burnu yerde sürtünsün” demiş, sahabe, “Kimin burnu yerde sürtünsün ey Allah’ın elçisi?” diye sormuş, Peygamberimiz (s.a.s.); “Yaşlılıklarında anne-babası veya ikisinden biri yanında olup onlara hizmet ederek cennete girmeyi hak edemeyen kimsenin burnu yerde sürtünsün” buyurmuştur. (Muslim, Zikir ve Dua, 9-10)

Bu hadisin, İbn Hıbban’ın rivayetinde; Peygamberimiz (s.a.s.)’in “burnu yerde sürtünsün” şeklindeki bedduasını Ramazan ayına yetişip de bağışlanamayan, yanında ismi geçince kendisine salat u selam getirmeyen kimse için de yaptığı vardır. (İbn Hıbban, Ed’ıye, No: 908)

Beddua Tutar mı ?

Mazlumun bedduasından sakının, çünkü mazlumun bedduası ile Allah arasında perde yoktur (duası kabul olur.)” (İbn Ebi Şeybe, Dua, 37, No: 29361; Abdurrazzak, Dua, V, 216)

Mazlumun duası bulutların üzerine taşınır, sema kapıları onun için açılır, şanı yüce Allah şöyle buyurur: Belli bir zaman sonra da olsa mutlaka sana yardım edeceğim.” (İbn

Hıbban, Ed’ıye, 874)

Mazlum, fâcir/günahkâr bile olsa bedduası makbuldür, günahı kendi boynunadır.” (İbn Ebi Şeybe, Dua, 37, No: 29365)

Kâfir bile olsa mazlumun bedduasından sakının, çünkü Allah ile onun duası arasında bir perde yoktur (duası kabul olur.)” (Ebu Ya’la, Zikir ve Dua, No: 1092)

Yukarıda verilen hadisi şeriflerden “Mazlum” konumundaki kişinin bedduasının etkili olduğu, bunda kafir, facir, fasık ayrımının olmadığını anlamaktayız. Bu nedenle de kimsenin ahını almamaya çalışmalı, kimseyi “senin bedduan kabul olmaz” şeklinde küçük görmemeliyiz.

Genel Değerlendirme

1.Gelişigüzel beddua edilmemelidir. “gözün kör olsun”, “canın çıksın”, “gün yüzü görme”, “boyun devrilsin”, “Allah, canımı alsın”, “Allah’ım, canımı al” gibi yapılan beddualar, İslami adaba uygun değildir.

2.Beddua etmede aceleci davranmamalı, özellikle nefsi konularda beddua yolunu tercih etmekten sakınmalıdır.

3.Anaya, babaya, beddua edilmemelidir. İşin aslını araştırmadan, öfke hali geçmeden kimseye beddua edilmemelidir.

4.Peygamberimizin (sas) beddua ettiği zamanlar olmuştur fakat bu durumlar, her başı sıkışınca veya her önüne gelene şeklinde değildir. Uhrevi bir maksadı vardır.

5.Kimsenin ahını almamaya çalışmamalı, kafir de olsa münafık da olsa zulme uğrayan birinin bedduasının kabul olacağını unutmamalıyız.

Bu yazı 1454 kere okundu.
  • Site Yorum

2 adet yorum var.

  1. Uğur dedi ki:

    Rabbim bizleri beddua almayanlardan eylesin İnşAllah.

  2. Filiz Kaya dedi ki:

    Galiba ben beddua aldım 🙁 çünkü işlerim bu aralar yolunda gitmiyor. Kimi bedduasını aldıysam umarım hakkını helal eder…

Bir yorum bırak