Ezan Duası

ezan duası arapça
Paylaş
 

Ezan okununca Ezan Duası okunmalı

Eğer ezan duasının önemli halkımızca yeterince anlaşılsaydı, namaz kılmayanlar bile ezanı takip eder, ezan duası okurlardı.

Mehmet Akif merhumun İstiklal Marşında ezanı tanımlamak, önemini vurgulamak için seçtiği cümle ezanın ehemmiyetini vurgulamaktadır.

“Bu ezanlar -ki şehadetleri dinin temeli –

Ebedi, yurdumun üstünde benim inlemeli.”

Ezan sadece namaza çağırma vasıtası değildir. Bir memleketin İslam nuruyla nurlandığını, ibadetlerin serbestçe yapılabileceğini, tevhidin baş tacı edildiğini, şirkin bir köşeye sindiğini gösterir.

Avrupa’ya, Amerika’ya giden yurttaşlarımızın hasret çektiği, memleket özlemini katmerleyen bir hazinedir ezan.

Tekbirlerle başlar, Allah’ın büyüklüğünü yeryüzü ve semaya duyurur. Şüphesiz ki bizim görmediğimiz bilmediğimiz varlıklar bile işitir ezanı. Daha sonra şirk reddedilir, Allah’ın varlığı birliği duyurulur.

Sıra imanın şartlarından biri olan Peygambere imana gelir. Hazreti Muhammedin (SAS) hem kul hem de resul olduğu namazda gözü, ezanda kulağı olanlara bildirilir.

Dinimizde en önemli şey imandır. Daha sonra da namaz gelir. Ezanda da imanın rükünleri hatırlatıldıktan sonra sıra namaza gelir.

Haydi namaza! Haydi kurtuluşa!

İnsanlar namaza davet edilince sıra ezanın bitiş rüknüne gelir. Allah’ın büyüklüğü yinelenir, yegane ilah olduğu duyurulur.

Ezan hadislerde bildirildiği üzere eksiksiz bir davettir. Davetiyelerde kimin davet ettiği, neye davet edildiği bildirildiği gibi ezanda da Allah’ın varlığı, birliği, Peygamberin (SAS) niteliği –kul ve elçi olması – başta bildirilerek davet sebebi yani namaz duyurulur.

Ezanı işitenlerin onu tekrarlaması ezan bitince ezan duası okumaları sünnettir.

Ezan Duası

ezan duası

 

Ezan okununca aşağıdaki duanın okunması sünnettir. Konu ile ilgili hadisi şerifler ve açıklamalar aşağıda yer almaktadır.

Ezan duasının kaynağı olan hadisi şeriflerden birisi şudur:

“Peygamberimiz (SAS) bir gün şöyle buyurdu;

Kim ezanı duyduğu zaman:

Ey şu noksansız davetin ve kılınacak namazın rabbi Allah’ım. Muhammed’e vesileyi ve fazileti ver. Onu, kendisine vaadettiğin Makamı Mahmuda ulaştır, diye dua ederse, kıyamet gününde o kimseye şefâatim vâcip olur.”

 Kaynak 1: Buhârî, Ezân 8, Tefsîru sûre17,

Kaynak 2:Ebû Dâvûd, Salât 37,

Kaynak 3:Tirmizî, Mevâkît 43,

Kaynak 4:Nesâî, Ezân 38,

Kaynak 5:İbni Mâce, Ezân 4.

Konu ile ilgili bir hadisi şerifi de Sad bin Ebi Vakkas (ra) nakletmektedir:

 “Kim müezzini işittiği zaman: Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed’in (SAS) O’nun kulu ve peygamberi olduğuna şahitlik ederim. Rab olarak Allah’tan, peygamber olarak Muhammed’den, din olarak İslam’dan razı oldum, derse, o kimsenin günahları bağışlanır.”

 Kaynak 1:Müslim, Salât 13,

Kaynak 2:Tirmizî, Salât 42,

Kaynak 3: Nesâî, Ezân 38,

Kaynak 4: İbni Mâce, Ezân 4.

Sad bin Ebi Vakkas (ra) ayrıca şu hadisi şerifi nakletmektedir:

“Hz. Peygamber (sas) şöyle buyuruyor: “Müezzini işittiğiniz zaman, onun dediğini tekrarlayın. Sonra bana salat getirin. Çünkü gerçekten kim bana bir defa salat getirirse, Allah onu on rahmet ile anar. Sonra da benim için Allah’tan vesile isteyin. Çünkü vesile Cennet’te bir makamdır ki, ancak Allah’ın kullarından bir kula layık görülmüştür, umarım ki o kul ben olayım. Artık kim benim için Allah’tan vesile isterse, şefaatim ona helal olur.”

Kaynak: Tirmizi, Salat, 157

Ezan okununca ne yapmalı ?

Müezzini tekrar etmeli, “ Hayye ale’s-salah ve Hayye ale’l-felah “ cümlelerini tekrarlarken bu cümleler yerine “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” denilmelidir.

Ezan bitiminde de yukarıdaki ezan duası okunmalı veya “Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed’in (SAS) O’nun kulu ve peygamberi olduğuna şahitlik ederim. Rab olarak Allah’tan, peygamber olarak Muhammed’den, din olarak İslam’dan razı oldumdemelidir. Bu dualar yapılmazsa günahı yoktur ama Peygamberimizin (SAS) şefaati ve günahların bağışlanması az bir çabaya verilen yüksek mükafatlardır.

Ezan duasının açıklaması

Ezan duasında Peygamberimize (SAS) vesile ve fazilet denilen makamların verilmesi talep edilmektedir. Bu makamların cennette bulunan makamlar olduğu görüşü hakimdir. Ezan duasında Peygamberimize Makamı Mahmud yani övülmüş makamın verilmesi istenilmektedir. Hadisi şeriflere göre, Allah (cc) Peygamberimize (SAS) vesile, fazilet ve Makamı Mahmud makamlarını vermeyi vaadetmiştir. “Makamı Mahmud” İsra Suresinin 79. Ayetinde de geçmektedir:

Ayeti kerime meali:

“Gecenin bir kısmında uyanarak, sana mahsus bir nafile olmak üzere namaz kıl. (Böylece) Rabbinin, seni, övgüye değer bir makama göndereceğini umabilirsin.”

Hadisi şeriflerde bu şekilde dua edilince Peygamberimizin (SAS) şefaatine kavuşulacağı bildirilmektedir. Şefaatin kelime manası bir kişinin bağışlanmasını istemek, yardım etmek demektir.Hadiste geçen şefaat dünyada işlenen bazı günahların âhirette cezalandırılmasından vazgeçilmesi için talebte bulunmak, aracı olmak ve bunun için dua etmek manasını taşımaktadır.

Bir hadisi şerifte Peygamberimiz (SAS) “Her Peygamberin bir duası vardır. Ben ise, inşaallah duamı kıyamet gününde ümmetime şefâat etmek için saklamak istiyorum” buyurmuştur.

Kaynak : Buhârî, Daavât, I; Tevhid, 31,

Şefaat konusunda son zamanlarda tartışmalar türetilmeye başlanmıştır. Kuranı Kerim’de şefaat kavramı olmadığından yola çıkarak, şefaatin Allah ile kul arasında aracılık etmek olduğundan şirk ile ilişkilendirmeye çalışılmaktadır. Öncelikle şunu söylemek gerekir ki sadece Kuranı Kerim değil Peygamberimizin (SAS) bildirdiği hadisler de dinimizin kaynaklarından biridir. Bu nedenle Kuran’da geçmese dahi hadislerde geçen bir kavram reddedilemez. Peygambere iman etmek imanın şartlarından biridir, peygamberin varlığına inanıp dediklerine inanmamak diye bir şey söz konusu olabilir mi? Hadisler reddedilseydi, başta namaz ve örtünme olmak üzere bir çok ibadetin nasıl yapılacağı bilinmez , Peygamberimizin (SAS) tebliğ ve irşad amacıyla görevlendirilmesinin manası kalmazdı. İslamiyeti eksik bilenlerin veya aşırıya kaçan sapkın mezheplerin ortaya attığı kafa karıştırıcı sözlere itibar edilmemelidir.

İkinci olarak şefaatin şirkle ilişkilendirilmesinin bir kaynağı yoktur. Çünkü bir başkası adına dua etmek, onun kurtuluşu için dua etmek Peygamberimizi (SAS) kul olmaktan çıkarmaz, Ona insanüstü bir mertebe veya uluhiyet vermez. Peygamberimiz (SAS) sürekli ümmeti için dua etmiştir. Kabul olmayacaksa dualar neden edilir? Elbette ki Peygamberimizin (SAS) duaları ümmetine fayda edecektir. Bize düşen Ona (SAS) salavat getirmek, ve hadislerle bildirilen duaları okumaktır.

Yazı sonlandırmadan önce son bir hadisi şerife daha yer vermek istedik. Tirmizi’nin naklettiği hadis şu şekildedir:

“Ezan ile kamet arasındaki dua reddolunmaz.”

Kaynak:Tirmizi, Salat, 158)

Ezan duası ezan ile kamet arasında okunmaktadır. Bu kutlu zaman dilimi iyi değerlendirilmeli Peygamberimizin şefaatine nail olmak için dua etmelidir.

Bu yazı 684 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir adet yorum var.

  1. İSLAM dedi ki:

    Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun
    DUALARINIZI BEKLİYORUM!!!

Bir yorum bırak

......................................................................... rüya tabirleri sitesi