Nasıl Dua Edilir

Paylaş
 

Kulun rabbine yönelmesinde bir kısıtlama yoktur, Ona istediği şekilde dua edebilir. Fakat dua etmenin makbul şekilleri vardır. Dua adabına uygun olarak dua etmek şüphesiz ki daha etkilidir. Dua ederken aşağıdaki hususlara uyulursa dua adabı yerine getirilmiş olur.

1.Duaya Allaha hamd ederek Peygambere (sas) salavat getirerek başlanılmalı

Peygamberimiz (sas):

Biriniz dua ettiği zaman, Allah’a hamd ve övgü ile başlasın,sonra Peygambere salât etsin, sonra dilediği duayı yapsın” buyurmuştur. (Tirmizi, De’avat, 66; Ebu Davud, Salat, 358)

Hz. Ömer:

Peygambere salât getirilinceye kadar dua, yer ile gök arasında durur, hiçbir dua O’na yükselmez/kabul olmaz” demiştir. (Tirmizi, Salat, 347)

Bu hadisi şerifler bize duaya nasıl başlanılması gerektiğini öğretmektedir.

2.Dua etmeden önce tövbe edilmeli

 Bir hadisi şerifte:

Allah yolunda seferler yapmış, üstü başı tozlanmış bir adam, ellerini semaya kaldırarak, ‘Ya Rabbi’ ‘Ya Rabbi’ diye yalvarıyor. Oysa yediği haram, içtiği haram, giydiği haram, gıdası haramdır. Böyle birisinin duası nasıl kabul olur?” (Muslim, Zekat, 19) buyurulmaktadır. Duasının kabul olunmasını isteyen kişi sık sık tevbe istiğfar etmeli, mümkün olduğunca günahlardan uzak durmaya çalışmalıdır.

 3.Dua ederken eller göğe çevrilmeli

 Ebu Musa el-Eş’ari,

Hz. Peygamber, dua etti ve ellerini kaldırdı. Ben koltuk altlarının beyazlığını gördüm” demiştir. (Buhari, De’avat, 22)

Sahabeden Abdullah ibn Abbas, Peygamberimizin şöyle buyurduğunu bildirmiştir:

Allah’tan bir şey istediğiniz zaman avuçlarınızın içi ile isteyin, ellerinizin tersi ile istemeyin ve ellerinizi (dua sonunda) yüzünüze sürün.” (Hakim, De’avat, I, 536)

Dua ederken eller semaya açılmalı baş ise öne eğilmelidir. Dua sonunda eller yüze sürülür. Dua eden kişinin göğe bakması ise uygun bulunmamıştır. Peygamberimiz (sas):

Birtakım kimseler namaz kılarken ve dua ederken gözlerini semaya kaldırmalarından ya vazgeçerler ya da gözleri kör olur” (Muslim, Salat, 118) buyurmuştur.

4.Allah’ın isimleri ile dua edilmeli

 “En güzel isimler Allâh’ındır. O hâlde O’na o güzel isimler ile dua edin” (A’raf, 7/180) ve

De ki: İster Allah diye dua edin, ister Rahmân diye dua edin, hangisiyle dua ederseniz (edin) en güzel isimler O’nundur” (İsra, 17/110) anlamındaki ayetler bize dua ederken Allah’ın isimleri ile dua edilmesini teşvik ve emretmektedir.

 5.Mübarek gün ve geceler ihmal edilmemeli

Dua her zaman yapılabilse de bazı zamanlar fazladan rahmet sağanağı vardır. Bu zamanlar değerlendirmek gerekir. Arefe günü ve geceleri, Ramazan ayları, Cuma ve bayram gün ve geceleri, seher vakitleri, gecenin üçte ikisi, sabah ve akşam vakitleri, ezan ile kamet arasında, secdede ve namaz sonrasında yapılan duaların kabul edileceği ile ilgili hadisler vardır. Bu zaman dilimlerini iyi değerlendirmek gerekir.

 6.Dua ihlas ile ve bilinçli olarak edilmeli

 Dua ederken kalbin beyne eşlik edilmesi ve ne söylendiğinin bilincinde olunması gerekir. İhlas, yani sadece Allah rızası gözetilmelidir.

 “O diridir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O hâlde dini sadece Allah’a özgü kılarak ihlâsla O’na dua edin / ibadet edin. Her türlü övgü, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur.” (Mu’min,

40/65; bk. A’raf, 7/29; Mu’min, 40/14)

Kâfirlerin hoşuna gitmese de siz, dini yalnız Allah’a hâlis kılarak O’na dua edin” (Mu’min, 40/14) mealindeki ayetler ile

“Biliniz ki, Allah gafil bir kalpten gelen duayı kabul etmez” (Tirmizi, De’avat, 66) anlamındaki hadis, duanın ihlaslı ve bilinçli yapılması gerektiğini ifade etmektedir.

 7.İnanarak dua edilmeli

Peygamberimiz (s.a.s.) aşağıda yer alan hadisi şeriflerde duanın kesin bir dille ve kabul olunacağına inanarak yapılması gerektiğini ifade etmiştir.

Kabul edileceğine kesin bir şekilde inanarak Allah’a dua edin” (Tirmizi, De’avat, 66; bk. Hakim, De’avat, I, 493)

Dua ettiğiniz zaman, isteğinizi kesin olarak isteyin. ‘Allah’ım! Dilersen bana ver’ demeyiniz. Çünkü Allah’ı zorlayacak herhangi bir güç yoktur.” (Buhari, De’avat, 21; Muslim, Zikir, 7; İbn Hıbban, Ed’ıye, No: 977)

Biriniz, ‘Allah’ım! Dilersen beni bağışla’, ‘Allah’ım! Dilersen bana merhamet et’ diye dua etmesin. İsteğini kesin olarak istesin. Çünkü O’na engel olacak hiç kimse yoktur.” (Ebu

Davud, Salat, 358)

8.Dua ederken içten ve edepli olunmalı

Samimiyetle dua edilmeli, bağırarak değil münasip bir dil kullanılmalı. Yüksek sesle ve başkalarının duyacağı şekilde dua etmek duaya riya karışmasına sebep olabilir. Aşağıdaki hadisi şerifler bunu ifade etmektedir.

 “Rabbinize yalvararak ve içten dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez.” (A’raf, 7/55)

Rabbini, içinden, yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam an, gâfillerden olma.” (A’raf, 7/205)

Duanda pek bağırma, pek de sesini gizleme, bu ikisinin arasında bir yol tut.” (İsra, 17/110)

Sahabeden Ebu Musa el-Eş’ari der ki: Allah Resulu ile birlikte bulunduğumuz bir seferde, tepelere cıktıkca, derelere indikce yuksek sesle tekbir ve tehlil getiriyorduk. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sas):

Ey İnsanlar! Kendinizi yormayınız. Çünkü sizler sağır ve uzaktaki birine değil, her an sizinle olan, her şeyi duyan Allah’a dua ediyorsunuz” buyurarak bizi uyardı. (Buhari, Cihad,131; Muslim, Zikir, 44, Dua, 44)

 9.Duada sebat edilmeli

Dua edilirken ısrarlı olunmalı, “talebim olmadı duadan vazgeçeyim” dememelidir. Allah, kulunun istediğini hemen verebileceği gibi, daha sonra da verebilir veya kulun isteği, kendisi için hayırlı değildir, ona daha hayırlı olanı verir veya mükafatını ahirete bırakır. Bu nedenle dua ettikten sonra sonucu Allah’a havale etmek gerekir.

Konu ile ilgili hadisi şerifler şu şekildedir:

Peygamberimiz (sas) “Şüphesiz ki Allah, ısrarla dua edenleri sever” (Beyhaki, Şu’abu’l-iman, er-Rica Minallah, No: 1108)

Rabbime dua ettim de kabul edilmedi, diyerek acele etmediğiniz sürece Allah dualarınızı kabul eder.” (Buhari, De’avat, 22; Muslim, Zikir, 92) anlamındaki hadisi ile ısrarla dua edilmesini tavsiye etmiştir.

Sahabeden Ebu’d-Derda;

Kim çok dua ederse, onun duası daha çok kabul olur” (Abdurrazzak, Dua, No: 19644) demiştir.

10.Korku ile ümit arasında olmalı

Dua eden kişi hem Allah’ın rahmeti ile ümitlenmeli hem de Ona (cc) karşı saygısı ve azabından korkar halde olmalıdır.

Korkarak ve umarak O’na dua edin. Muhakkak ki Allâh’ın rahmeti, sözünü ve işini en iyi bir şekilde yapan mü’minlere yakındır” (A’raf, 7/56)

Onlar (mu’minler); yanları yataklardan uzaklaşırlar (gece kalkarlar), korkarak ve umarak Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayır için harcarlar.” (Secde, 32/16)

Ayetlerinde bu durum anlatılmaktadır.

11.Talepler makul olmalı

 Allah’ın (cc) gücü her şeye yeter. Fakat kul Rabbinden saçma sapan şeyler istememelidir. Günah olan şeyler istenmemeli, hakkımızda hayır mı şer mi olduğu bilinmeyen talepler için hayırlısı istenilmelidir.

 Peygamberimiz (s.a.s.), şöyle buyurmuştur:

Kul, günah talep etmedikçe veya sıla-i rahmin kopmasını istemedikçe duası icâbet görmeye (kabul edilmeye) devam eder.” (Muslim, Zikir, 25; bk. İbn Hıbban, Ed’ıye, No:881, 976)

12.Zaman zaman değil her zaman dua edilmelidir

Günlük hayatta kullandığımız “işin düşmedikçe aramıyorsun” tabiri kulağımıza küpe olmalıdır. Sadece dara düşüldüğünde değil, bolluk zamanlarında da dua edilmelidir.

 Peygamberimiz (s.a.s.);

Sıkıntılı ve musibete uğradığı zamanlarda Allah’ın duasını kabul etmesini isteyen kimse, rahat zamanlarında çok dua etsin.” (Tirmizi, De’avat, 9)

Rahatlık zamanlarında Allah’a yönel, O’nu tanı ve O’na dua et ki sıkıntılı zamanlarda da Allah sana yönelsin, seni tanısın ve sana yardım etsin” buyurmuştur. (Beyhaki, Şuabu’l-İman,er-Rica Minallah, No:1139)

 “İnsana bir zarar dokundu mu, hemen içtenlikle Rabbine yönelerek O’na dua eder. Sonra (Rabbi) ona kendisinden bir nimet verdi mi; önceden O’na yaptığı duayı unutur da, O’nun

yolundan saptırmak için Allah’a eşler koşmaya başlar…” (Zumer, 39/8)

İnsana bir zarar dokunduğu zaman, yanı üzere yatarken, yahut otururken ya da ayakta iken bize dua eder; ama biz onun darlığını açıp kaldırınca sanki kendisine dokunan bir darlıktan ötürü bize hiç dua etmemiş gibi hareket eder. İşte aşırı gidenlere, yaptıkları iş böyle süslü gösterilmiştir.” (Yunus, 10/12)

Ayetleri ile bu tür insanlar; kınanmakta, darlıkta ve bollukta, rahatlık ve sıkıntılı her zaman Allah’a dua edilmesi, dua kabul edilip amaca ulaştıktan sonra duanın terk edilmemesi gerektiğine işaret edilmektedir.

13.Duaya şirk karıştırılmamalıdır

Dua ederken araya vasıtalar sokmak, Allah’tan başka şeyleri kutsal sayıp onlara dua etmek şirktir. Sadece Allah’a (cc) dua edilmeli, ve Ondan talep edilmelidir.

Gerçek dua ancak O’nadır. O’ndan başka yalvardıkları ise onların isteklerine ancak, ağzına ulaşmayacağı hâlde, ulaşsın diye avuçlarını suya uzatan kimsenin isteğine suyun cevap verdiği kadar cevap verirler.” (Ra’d, 13/14)

Allah, kuluna kâfi değil mi?” (Zumer, 39/36)

Allah’ı bırakıp da kıyâmet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere yalvarandan daha sapık kim olabilir? Oysa onlar, bunların yalvardıklarından habersizdirler.” (Ahkaf, 46/5)

Ayetleri insanları bu konuda uyarmaktadır.

14.Duanın sonunda amin denilmeli ve Hz. Peygambere salât ü selâm getirilmelidir

Dua edildikten sonra “Ya Rabbi! Duamı kabul et” (İbrâhim, 14/40) denilmeli, Peygamberimize salât ve selâm getirilmeli ve Fâtiha sûresi okunmalıdır.

Biriniz ‘âmin’ dediği zaman gökteki bir melek de ‘âmin’ der. İkisinden biri diğerinin ‘âmin’ demesine denk gelirse geçmiş günahları bağışlanır” (Hemmâm b. Münebbih, Sahîfetü Hemmâm, No: 10) anlamındaki hadis, dua sonunda “âmin” demenin önemini ortaya koymaktadır.

Bir kutsi hadiste yüce Allah, şöyle buyurmuştur:

“Fâtiha’yı kendim ile kulum arasında ikiye böldüm: Yarısı benim, yarısı da kulumundur. Kulumun istediği hakkıdır, kendisine verilecektir.”

Hadisin devamında Peygamberimiz şöyle demiştir:

“Bir kul, ‘Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn’ dediği zaman yüce Allah; ‘Kulum bana hamdetti’ der.

Kul; “er-Rahmâni’r-Rahîm” dediğinde yüce Allah, ‘Kulum beni övdü’ der.

Kul, ‘Mâliki yevmi’d-dîn” dediğinde, Allah, ‘Kulum beni yüceltti, bana saygı gösterdi’ der.

Kul, “İyyâke na’büdü ve iyyâke neste’în” dediği zaman Allah, ‘Bu benim ile kulum arasındadır (ibadet eden kuluma, yardım etmek bana aittir). Kulumun istediği verilecektir’ der.

Kul, “İhdina’s-Sırâta’l-müstekîm, sırâta’l-lezîne en ’amte aleyhim ğayri’l-meğdûbi aleyhim ve la’d-dâllîn” dediği zaman Allah, ‘Bu dilek kula aittir, istediği verilecektir’ buyurur.” (Muslim, Salat, 38)

Bu yazı 374 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak