Nazar değince ne yapmalı ?

Paylaş
 

Kendinize veya bir yakınınıza nazar değdiğini düşünüyorsanız. Ayetel Kursi, Kafirun, Felak ve Nas Surelerini okuyunuz. Nazarın etkisi birkaç dakika, birkaç saat veya birkaç gün sürebilir. Eğer nazar değmiş ise vücudunuzda bir başkasından gelen kötü elektromanyetik enerji var demektir. Bu kötü enerjinin atılması için vücudun temas etmesi gerekir. Gusül abdesti almanız sizdeki istenmeyen fazla enerjiyi vücuttan atmanıza yardımcı olacaktır.Peygamberimizin (SAS) tavsiyesi bu yöndedir. Eğer size nazar değdirenin kim olduğunu biliyorsanız ondan leğen gibi bir kapta namaz veya gusül abdesti almasını rica ediniz. Leğende biriken suyu başınızdan aşağıya dökünüz. Su üzerinizdeki fazla elektriği alarak, nazarın etkisini vücudunuzdan uzaklaştıracaktır. Bu uygulama peygamberimizin (SAS) uygulamasıdır.

Nazar değmesi ile ilgili bir hadis:

Âişe’den (Allah ondan ve babasından râzı olsun) rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:  (( كَانَ يُؤْمَرُ الْعَائِنُ فَيَتَوَضَّأُ، ثُمَّ يَغْتَسِلُ مِنْهُ الْـمَعِينُ. )) [ رواه أبو داود وصححه الألباني في صحيح أبو داود]

Nazar eden kimseye, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından  abdest alması, sonra da onun abdest suyundan kendisine nazar edilen kimsenin yıkanması emredilirdi.” (Ebu Dâvud rivâyet etmiş, Elbânî de ‘Sahîh-i Ebî Dâvud’da hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.)

Nazar değmesi ile en detaylı hadis aşağıdaki şekildedir:

Sehl b. Huneyf’ten (Allah ondan râzı olsun) rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:(( أَنَّ رَسُولَ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ خَرَجَ وَسَارُوا مَعَهُ نَحْوَ مَكَّةَ حَتَّى إِذَا كَانُوا بِشِعْبِ الْـخَزَّارِ مِنْ الْـجُحْفَةِ، اغْتَسَلَ سَهْلُ بْنُ حُنَيْفٍ وَكَانَ رَجُلًا أَبْيَضَ حَسَنَ الْـجِسْمِ وَالْـجِلْدِ فَنَظَرَ إِلَيْهِ عَامِرُ بْنُ رَبِيعَةَ أَخُو بَنِي عَدِيِّ بْنِ كَعْبٍ وَهُوَ يَغْتَسِلُ، فَقَالَ: مَا رَأَيْتُ كَالْيَوْمِ وَلَا جِلْدَ مُـخَبَّأَةٍ، فَلُبِطَ سَهْلٌ، فَأُتِيَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، فَقِيلَ لَهُ: يَا رَسُولَ اللهِ! هَلْ لَكَ فِي سَهْلٍ؟ وَاللهِ مَا يَرْفَعُ رَأْسَهُ وَمَا يُفِيقُ. قَالَ: هَلْ تَتَّهِمُونَ فِيهِ مِنْ أَحَدٍ؟ قَالُوا: نَظَرَ إِلَيْهِ عَامِرُ بْنُ رَبِيعَةَ. فَدَعَا رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَامِرًا فَتَغَيَّظَ عَلَيْهِ، وَقَالَ: عَلَامَ يَقْتُلُ أَحَدُكُمْ أَخَاهُ؟ هَلَّا إِذَا رَأَيْتَ مَا يُعْجِبُكَ بَرَّكْتَ، ثُمَّ قَالَ لَهُ: اغْتَسِلْ لَهُ، فَغَسَلَ وَجْهَهُ وَيَدَيْهِ وَمِرْفَقَيْهِ وَرُكْبَتَيْهِ وَأَطْرَافَ رِجْلَيْهِ وَدَاخِلَةَ إِزَارِهِ فِي قَدَحٍ، ثُمَّ صُبَّ ذَلِكَ الْـمَـاءُ عَلَيْهِ يَصُبُّهُ رَجُلٌ عَلَى رَأْسِهِ وَظَهْرِهِ مِنْ خَلْفِهِ يُكْفِئُ الْقَدَحَ وَرَاءَهُ، فَفَعَلَ بِهِ ذَلِكَ فَرَاحَ سَهْلٌ مَعَ النَّاسِ لَيْسَ بِهِ بَأْسٌ )) [ رواه أحمد ومالك والنسائي وابن حبان صححه الألباني في المشكاة]

“Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- (Medine’den) Mekke’ye doğru yola çıktığında sahâbe de Cuhfe yakınlarındaki Hazzâr denilen yere varıncaya kadar onunla birlikte yürüdüler.(Oraya vardıklarında) Sehl b. Huneyf (üzerindeki cübbeyi çıkarıp) yıkanmaya başladı. Sehl, bembeyaz bir tene ve güzel görünüşlü bir cilde sahipti. Sehl yıkanırken o sırada Adiy b. Ka’b oğulları kabilesinden Âmir b. Rabia ona baktı ve:

– Bugünkü gibi bir manzarayı ve böylesine ancak çadıra çekilmiş bâkire kızda bulunabilen bir teni hiç görmedim, dedi.

Bunun üzerine Sehl hemen orada çarpılmış gibi yere yıkılıp kaldı.    

Onu alıp Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in bulunduğu yere götürdüler.

Sahâbe: Ey Allah’ın elçisi! Sehl’e bakar mısın? Allah’a yemîn olsun ki başını kaldıramıyor ve kendine gelemiyor, dediler.

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:

– Onunla ilgili olarak herhangi birisini itham ediyor musunuz (kimden şüphe ediyorsunuz)?

Sahâbe: Ona, Âmir b. Rabia bakmıştı, dediler.

Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Âmir b. Rabia’yı çağırdı ve onu azarlayarak şöyle buyurdu:

– Sizden biriniz niçin dîn kardeşini öldürüyor? Dîn kardeşinde beğendiğin ve hoşuna giden bir şey gördüğün zaman ona, mübarek olması için duâ etseydin ya!  (yani Mâşallah, Bârakallah gibi sözler söyleseydin ya!).

Daha sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Âmir b. Rabia’ya:

– Onun (Sehl) için yıkan, buyurdu.

Bunun üzerine Âmir b. Rabia, bir kabın içinde yüzünü, ellerini, dirseklerini, dizlerini, ayak parmaklarını ve izarının içini yıkadı.Sonra bu su, Sehl b. Huneyf’in arkasından başının üzerine döküldü. Ardından Sehl hemen iyileşiverdi ve sanki kendisinde hiçbir şey yokmuş gibi insanlarla birlikte yola çıktı.” (İmam Ahmed; hadis no: 15550. İmam Mâlik; hadis no: 1811. Nesâî ve İbn-i Hibbân. Elbânî de ‘Mişkâtu’l-Mesâbîh;hadis no:4562’de hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.)

Yukarıda yer alan hadisi şerif nazar hadisesinin ne şekilde geliştiğini, insanlarda nasıl bir etki yaptığını, nazar değmemesi için ne yapılması, ne söylenilmesi gerektiğini, nazar değen birinin ne yapması gerektiğini açık bir şekilde anlatmaktadır.

Peygamberimiz muavvizeteyn sureleri (Felak ve Nas sureleri) nazil olmadan önce çeşitli nazar duaları okumuş ve nazar duası okunmasını tavsiye etmiştir. Bu sureler indikten sonra nazar ve kaynağı belli olmayan tehlikelerden korunmak için bu sureleri okumuştur.

Bu yazı 2635 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak