Zinadan tövbe duası nasıl yapılır ?

tövbe duası
Paylaş
 

Gerek yüce kitabımız Kuranı Kerim gerekse de Peygamberimiz (SAS)den bize ulaşan hadisler zinanın her boyutunun günah olduğunu göstermektedir. Kuranı Kerimde zina yapmayınız ifadesi yerine zinaya yaklaşmayınız ifadesinin kullanılması insanların zina yapmamaları gerektiği gibi sonu zina ile noktalanacak eylemlerden uzak durmaları gerektiğini bize anlatmaktadır.

Çoğu zaman fuhuş işleyen kimseler başlangıçta böyle bir amaçlarının olmadığını söylemektedirler. Önce çapkın bakışların kesişmesi, sonra baş başa kalma, derken ucu açık sözler insanları bataklığa sürükler gibi harama sürüklemektedir.

Demek ki zinaya engel olmanın yolu, bu iğrenç günaha sebebiyet verecek hal ve davranışlardan uzak durmaktan geçer. Mesela kadın ve erkeklerin fazlasıyla yakın olduğu, müziğinden çevreye asılan resimlere kadar cinsel çağrışımlar olan mekanlarda bulunmak fuhşiyata davetiye çıkarmaktadır.

Cinsellik helal dairede kalındığı müddetçe dinimizin kabul ettiği hatta zaman zaman teşvik ettiği bir kavramdır. Dinimiz asla erkek ve kadının cinselliğini yaşamasına engel olmaz. Fakat bunun meşru bir biçimde yapılmasını ister. Bu da nikah akdi ile mümkün olur.

Nikah bağı ile birbirine bağlı  olan eşler cinselliğini usulünce ve uslubunca yaşamakta özgürdür. Fakat nikah akdi olmayan kadın ve erkeğin ne nişanlı, ne sözlü ne de arkadaş olması birbirlerine yaklaşabilme gerekçesi olamaz. Zina etmeli bir yana imalı hal ve hareketler hatta baştan çıkarıcı davranışlar bile zina çerçevesinde değerlendirilir ve kesin olarak yasaktır.

Bununla birlikte dinimiz kadın ve erkeğin mutlak manada nikah olmayınca bir arada bulunamayacağını söylemez. Yaşam zorlu bir koşuşturmacadır ve insanlar birbirleri ile karşılaşırlar ve görüşürler. Birlikte faaliyetlerde bulunurlar sohbet ederler. Nikah akdi olmayan kadın ve erkeğin belli bir iş için konuşması, alış veriş yapması veya birlikte bir işi yürütmesi İslami kriterlere aykırı hal ve hareketler olmadıkça gayet doğal bir durumdur. Doğal olmayan evli olmayan kimselerin içindeki niyeti bozması ve iş arkadaşı, komşusu, okul arkadaşı gibi tanıdıkları ile sanki evlilermiş gibi yakınlaşma çabasına girmesidir.

Teknolojinin ilerlemesi hayatımızı kolaylaştırdığı kadar sevap ve günahları da kolaylaştırmaktadır. Örneğin buradan binlerce kilometre uzaklıkta olan birisine internetten para yardımı yapabilir veya evli olmayı bırakın başka bir kıtadaki hiç tanımadığınız birisi ile gayri ahlaki faaliyetlerde bulunabilirsiniz. Yani teknoloji günaha ve sevaba girmeyi kolaylaştırmaktadır.

Günümüzde zina eylemlerinin çoğalmasının bir sebebi bunun kanunen serbest olmasının yanında ileri teknoloji ile donatılmış sosyal medyanın zinadan beslenmesidir. Hormonlar insanların zaaflarıdır ve başkaları için kolay para kazanma ve güç elde edebilme fırsatı sunarlar. İnsanlardaki üreme ve beslenme güdüsü tarih boyunca hiç eksilmemiş olup bu yöndeki ihtiyaçlar daima bir başkaları tarafından kullanılagelmiştir.

Gerek televizyon olsun gerekse de internet olsun %90 insanların bu güdülerinden nemalanmaya çalışan sermaye sahiplerinin kuklaları tarafından yönetilmektedir. Bu demek değildir ki TV’ye internete sırtımızı dönelim, deve kuşu gibi kafayı kuma gömüp uygarlıktan habersiz yaşayalım.

%90 kirlilik varsa biz %10’u bulmaya çalışmalıyız. Belgeseller, dine ve ahlaka uygun programlar, söyleşiler, internet ortamında dini dayanışma grupları bulabiliriz. Demek ki bu konuda ciddi derece seçici olmalıyız.

Sokağımız da sosyal medyadan farksız değil maalesef. Peki biz dışarı çıkmayacak mıyız ? Kadınımız çalışmayacak, erkeğimiz ticareti mi bırakacak ? Elbette hayır, tam aksine sokağa çıkıp doğru olup doğru nedir onu göstereceğiz. Fakat günahım silme biçimde kol gezdiği mekanlar başkadır. Buralara giren müminler bir süre güneşin altındaki karın eriyip gittiği gibi imanlarını da peyder pey kaybedebilirler. Şeytanın komutan olduğu, etrafında askeri gibi çalışan mücrimlerin fır döndüğü mekanlar içine giren kim olursa olsun günahlarla lekelemek için yeterli kapasiteye sahiptir.

Gelelim asıl konumuz zina meselesine. Günümüzde ben zinaya bulaşmadım diyen olabilir mi ?Bu çamurda yürüyüp paçalarıma çamur sıçramadı demek gibidir. Bir bakıştan, bir resimden hatta bir gülümsemeden ötürü zinaya doğru yol almış olabiliriz. Hatta zina yapmış da olabiliriz. Hem de defalarca da olabilir bu.

Unutmamak gerekir ki Rabbimizin affetme kotası yoktur. Biz af dilemekten yorulmadıkça o da affetmekten bıkmaz. Her işe başlarken çektiğimiz besmelede Allahın bağışlayıcı olduğunu söylemiyor muyuz ? Öyle ise zina yaptığımızda zinadan neden tövbe etmiyoruz. Bu demek değil ki gönlüne göre yaşa, aklına gelince tövbe et. Kendi inanmadığımız tövbeye Allah’ı mı inandıracağız yoksa. Tövbe etmek demek yaptığından pişman olup, işlediğimiz cürümü bir daha işlememek üzere Rabbin kapısına gelip af dilenmektir. Yoksa ağızdan tövbe duası okuyup gönülden işlenen cürmün hasretini çekiyorsak hiç böyle tövbe olur mu ?

Alimler halis bir tövbenin nasıl olması gerektiğini kitaplarında yazmışlardır. Bu da bize ışık tutmaktadır. Yani tövbe nasıl yapılır bilmek lazım ki tövbe edebilelim.

Zinadan tövbe etmek isteyen kişi öncelikle yaptığının farkına varmalıdır. Eş, dost, akraba kınadı uyardı diye yapılan tövbenin bir anlamı olmaz. Kişi zina etmekle Allah’ın kanunu çiğnediğini idrak etmeli ve içinde beliren Allah korkusu ile pişman olmalıdır.

Zina edenler çoğu kere yaptığından pişman olsalar dahi aynı günaha yeniden girebilme eğilimindedirler. Bunun sebebi fuhşun günah olduğu için yaptıklarından pişman olmakla beraber hala onun lezzetli bir şey olduğunu düşünmeleridir. Zinadan tövbe edecek kişi işlediği günahtan iğrenmelidir. İğrenebilirse tövbesi başarılı olabilir ve yenide pişmanlık yaşayacağı fiiller yapmaz.

Zinadan tövbe etmek için yalnızca pişman olmak ve yaptığından iğrenmek yeterli değildir. O günaha hangi yoldan gitti ise onu tıkamalıdır. O günaha internetteki bir siteden bulaşmış olabilir, falanca arkadaş sevk etmiş olabilir, TV alışkanlığı olabilir. İşte bunlar neyse tespit etmeli, internete zaafı varsa, aile koruma şifresi yaptırmalı, TV’den sorun oluyorsa o kanalları silmeli, sebep olan arkadaşsa arkadaşı, kafeyse de kafeyi terk etmelidir veya en azından tövbe etmeden önce bunları kafaya koymalıdır.

Zinadan tövbe etmek isteyen kişi bunun sadece birkaç kelime ile yapılmayacağını bilmelidir. Hem mantığı hem de duyguları zinaya karşı tavır almalıdır. Bunu sağlamak için kitaplar okumalı iyi arkadaşlarla sohbet etmelidir. Bilhassa Kuranı Kerim ve Hadis kitaplarını düzenli okumak gerekir.

İşte bunları yaptıktan veya en azından yapmayı kafaya koyduktan sonra hiç beklemeden tövbeye sarılmalıdır. Tövbeyi istiğfarla desteklemeli, yine ve yine tövbe etmelidir. İnsanın günah işlemediğini sanması kendi gafletindendir. Bir çok zaafları olan insan günahlardan çekinmeli ve sürekli tövbe istiğfarda bulunmalıdır. Aşağıda tövbe duası bulunmaktadır. Bu duanın hem Arapçasını hem de Türkçesini okuyunuz. Bilhassa Türkçe manasını kavramaya çalışınız. Bir yere not edip periyodik olarak tövbe duasını okuyunuz. Yani yeniden zina yapmayı beklemeyiniz.

Tövbe Duası Arapça

“Estağfirullah. Estağfirullah. Estağfirullahe’l-azîm el-kerîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûmü ve etûbü ileyhi, tevbete abdin zâlimin li-nefsihî, lâ yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ. Ve es-elühü’t-tevbete ve’l-mağfirete ve’l-hidâyete lenâ, innehû, hüve’t-tevvâbü’r-rahîm.”

Tövbe Duası Türkçe

“Ya rabbi! Bu ana gelinceye kadar benim elimden, dilimden, gözümden, kulağımdan, ayağımdan ve bilerek veya bilmeyerek meydana gelen bütün günah ve hatalarıma karşı tövbe ettim, pişman oldum. Küfür, şirk, isyan, günah ve kusur her ne türlü hâl vaki oldu ise, cümlesine tövbe ettim, pişmanlık duydum. Bir daha yapmamaya azm-ü cezm-ü kast ettim. Sen bu tövbemi kabul eyle. Nefsime uyup, şeytana tabi olup da aynı günah ve kusurları bir daha tekrar etmeme imkan verme, Yâ Rabbi. Bir daha iman ve ikrar ediyorum ki, Peygamberlerin evveli Âdem Aleyhisselâm, ahiri ise Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm, bu ikisi arasında her ne kadar peygamber gelip geçtiyse, Bunların cümlesine inandım, iman ettim, hepsi de haktır ve gerçektir. Bütün peygamberlere, onlara gönderilmiş olan İlâhi kitaplara ve içindeki emirlere şeksiz ve şüphesiz iman ettim, dilimle ikrar, kalbimle tasdik ediyorum ve yine iman ve ikrar ediyorum ki en son kitap Kur’ân-ı Azimüşşân ve en son Peygamber de Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm’dır.”

Bu yazı 1490 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir adet yorum var.

  1. holidayhilton dedi ki:

    teşekkürler.

Bir yorum bırak

Bunlar da ilginizi çekebilir